Habib Burgiba (ibn Ali) (doğum 3 Ağustos 1903, el-Munestır, Tunus)

Tunus Devleti’nin kurucusu ve ilk devlet başkanı. Arap dünyasında ılımlılık ve aşamalı ilerlemenin önde gelen savunucularından biri olmuştur. Küçük bir balıkçı kasabasında, Tunus beyinin ordusunda teğmenlik yapmış olan Ali Burgiba’nın yedinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşta Tunus kentine gönderildi. Arapça ve Islam dini konusunda sağlam bir eğitim gördü. Ayrıca Fransızca öğrenerek Batı düşüncesini de yakından tanıdı. 1924-27 arasında Paris’te Sorbonne’ da hukuk ve siyaset bilimi okudu. Burada bazı Fransız aydınlarıyla ve ülkelerinin bağımsızlığı için çalışan Cezayirliler ve Faslılarla tanışıp ilişki kurdu. 1927′de Tunus’a döndükten sonra yedi yıl avukatlık yaptı. 1932′de Fransızca bir milliyetçi gazete çıkarmaya başladı.
Ülkenin önde gelen milliyetçi örgütü Düstur Partisi’ nin bağımsızlık mücadelesine önderlik edemeyeceğinin açıkça ortaya çıkması üzerine, 1934′te bazı genç arkadaşlarıyla birlikte partiden ayrılarak Yeni Düstur Partisi’ni kurdu ve genel sekreterliği üstlendi. On dört yıl sonra partinin başkanı oldu.
Burgiba, 1934′ten sonra Tunus bağımsızlık mücadelesinin odak noktası haline geldi ve dürüst, kararlı, tutarlı ve yürekli tutumuyla sivriidi. Pratik bir insan olarak, işleri aşamalar halinde gerçekleştirme yoluna gitti; bu siyaseti zamanla “Burgibacılık” olarak anılmaya başladı. Bağımsızlık hedefini ilk kez açık seçik bir biçimde ortaya koydu ve geniş halk kitlelerinin o zamana değin kentlerdeki seçkin tabakanın tekelinde olan ulusal hareketle bütünleşmesini sağladı. Son derece yetenekli bir örgütçü olarak parti örgütlerini en uzak köylere kadar yaydı. Ote yandan Fransız yönetiminin baskıcı önlemlere başvuracağım göz önüne alarak, tutuklama ya da sürgünlerle ortaya çıkabilecek boşlukların hemen doldurulmasını sağlayacak yeni yönetici kadroların yetişmesini sağladı. Böylece 1934-52 arasında parti yönetimine indirilen bir dizi darbeye karşın, mücadelekesintiye uğramadan sürdürüldü. Bu süre içinde Burgiba da 10 yılını (193436, 1938-42, 1952-55) hapiste geçirdi. II. Dünya Savaşı’nın başlarında Fransa’da Vichy’de tutuklu olan Burgiba, Tunus’un bağımsızlığı ilan edilmeden Mihver Devletleri’nin yanında yer almayı reddetti. Savaşı Müttefiklerin kazanacağına inandığından, Tunus’u tarafsız tutmaya çalıştı. 1945-46 ve 1951′de Ortadoğu, ABD, Uzakdoğu ve Avrupa’yı dolaşarak Tunus’un bağımsızlık davasını anlattı. Milliyetçilerin 1952-54 arasında giderek şiddet eylemlerine yönelmeleri üzerine,
Fransız yönetimi konuya ciddi biçimde eğilmeye başladı.
Baskıcı önlemlerin etkisiz hale gelmesi üzerine, Pierre Mendes-France hükümeti 1954′te Burgiba ile görüşmelere oturdu. Burgiba Merıdes-France’ın yerine geçen Edgar Faure’la Nisan 1955′te özerklik konusunda anlaşmaya vardı. Dışişleri ve savunma konuları Fransa’nın elinde kaldı. Aşamalı ilerleme siyasetini sürdüren Burgiba, 20 Mart 1956′da Fransa başbakanı Guy Mollet ile Tunus’a bağımsızlık verilmesini öngören bir antlaşma imzaladı. 1957′de Bizerte dışında Tunus’taki bütün Fransız askerlerinin geri çekilmesi konusunda ilke kararına varıldı. Aynı yıl krallığın kaldırılmasından sonra Burgiba cumhurbaşkanlığa seçildi. Iki yıl sonra, Islamı devletin resmi dini olarak korumakla birlikte, çokeşliliği kaldıran, boşanmayı güçleştiren ve Ramazan ayında iş yaşamının aksamamasını sağlayan bir anayasası yürürlüğe koydu. Giderleri kısma gereğinin yanı sıra bir askeri darbe tehlikesini göz önünde bulunduran Burgiba, Tunus ordusunu sayıca küçük tutma yoluna gitti.
Bütçede savunma harcamalarına yüzde lü’un altında pay ayırırken, eğitim, tarım ve sağlık hizmetlerine ağırlık verdi. En başarılı uygulamalarından biri, Fransız yönetimi sırasında bir askeri bölge olan Tunus’un güney kesimindeki 50 bin kadar göçebenin yerleşik düzene geçmesini sağlamak oldu. Ulkeyi sivil görevlilerce ve çağdaş yönetsel yasalarla yönetilen 14 ile (vilaye) ayırdı. Tunus’un kalkınması değişik kaynaklardan sağlanacak dış yardımlara bağlı olduğundan, Burgiba dış politikada tarafsızlık siyaseti izledi. Bununla birlikte Tunus düşünsel, kültürel ve eğitsel bakımıardan Fransa’ya yakınlığı sürdürdü. Ama bağımsızlıktan sonraki iki olay, Tunus’un bu ülkeyle olan sıkı bağlarını tehlikeye soktu. Burgiba, öteki Arap yöneticilerinden gelen baskıların da etkisiyle 1961′de Fransa’ dan Bizerte’yi boşaltmasını istedi. Oysa burası 1956′da imzalanan antlaşmaya göre Fransa’nın bir deniz üssü olarak kalacaktı. Fransızlardan beklediği yanıtı alamayan Burgiba’nın emri üzerine saldırıya geçen ordu, Fransız kuvvetlerinin direnişiyle karşılaştı. Bizerte iki yılı aşkın bir süre geçtikten sonra boşaltıldı. bu arada binden fazla Tunuslu yaşamını yitirdi. 1964′te Fransız göçmenlerin elinde bulunan bütün toprakların kamulaştırılması Fransa’yla olan ilişkilerin daha da gerginleşmesine yol açtı. Bizerte’nin boşaltılması Tunus’a Fransa’dan akan gelir kaynaklarından birinin kesilmesine yol açarak ekonomik kayıplara malolduysa da, Burgiba’nın saygınlığını artırdı.
Burgiba uzun yıllar Arap siyasal çevrelerinde tartışmalı bir kişi oldu. Bunun başlıca nedeni Arap Birliği’nin “oybirliğiyle aldığı” kararlara karşı cesur ve bağımsız bir tutum takınmasıydı. Ayrıca uluslararası düzeydeki kişisel ağırlığının ülkesindeki ağırlığından çok daha büyük olması da önemli bir etkendi. Burgiba ılımlı bir sosyalizmden yanaydı. Tunus 1960′ların ortalarında tarımsal kooperatifler kurmaya, ticaret ve sanayide devlet denetimi uygulamaya giriştiyse de, alınan kötü sonuçlar Burgiba’nın daha ölçülü yöntemlerine dönülmesini zorunlu kıldı. Kasım 1970′te başbakanlığa getirilen ve Burgiba’nın ardılı gözüyle bakılan Hedi Nuira’nın 1980′de yerini Muhammed Mzali’ye bırakmasından sonra, ülkede siyasal özgürlüklerin genişletilmesi ve çok partili düzen yönünde adımlar atıldı. Düstur Sosyalist Partisi’nin sendikalarla oluşturduğu Ulusal Cephe güçlü konumunu sürdürdüyse de, muhalefet giderek etkili olmaya başladı. Ilerleyen yaşına karşın iktidarı elinde tutan Burgiba, Temmuz 1986′da beklenmeyen bir kararla Mzali’yi
başbakanlıktan uzaklaştırdı. Burgiba, 1970′lere değin Nasırcı Arap milliyetçiliğine karşı takındığı tavır nedeniyle Arap dünyasında çeşitli tepkiler aldı. Daha sonraları Arap ülkeleriyle ilişkileri geliştirmeye önem vermeye başladı.
1979′da Arap Birliği Orgütü’nün Tunus’a taşınması ve 19~~’de Lübnan’dan ayrılan Filistin Kurtuluş Orgütü’nün Tunus’ta karargah kurmasına izin verilmesi, Arap dünyasındaki saygınlığını öne çıkardı. Burgiba’nın iç ve dış konulardaki bütün başarılarını aşamalı ilerleme politikasına borçlu olduğu konusunda tam bir görüş birliği yoktur. Bazılarına göre, Burgiba’nın kavgacı kişiliğini, görüşrneci yeteneğini ve Merıdes-France ve Edgar Faure gibi eski karşıtlarını bile dostu ve hayranı durumuna getiren dürüstlüğünü taşımayan bir başka önderin, yalnızca aşamalı ilerleme yöntemiyle başanya ulaşması güçtür.
Burgiba ise, 1975′te Tunus Ulusal Meclisi’nce ömür boyu cumhurbaşkanlığına atanması dolayısıyla yaptığı konuşmada kendisini şöyle nitelendiriyordu: “Burgiba gibi büyük yeteneklere her yerde rastlanmaz. Onlar, tarihte ender olarak görülen doğa mucizeleridir… Beni ömür boyu cumhurbaşkanı yapan karar, ancak ve ancak, adı Tunus’unkiyle özdeşleşmiş ve Tunus’a uluslararası düzeyde saygınlık kazarıdırmış kişiye gösterilen bağlılık olarak görülebilir. Bu ülkeyi unutulmuşluktan kurtarıp saygın bir devlete dönüştürmekle. o kendisine verilen bu ödülü haketmiştir”.








